İş yerinde mutlu olmak için yedi öneri

MIT Sloan’da ve Brown Üniversitesi’nde beyin bilimi üzerine çalışan Jeffrey M. Stibel iş dünyasında sıkça rastladığımız asık suratlıları mutlu insanlar haline getirmenin mümkün olduğunu düşünüyor. Peki, çabalayarak mutlu olmak gerçekten de mümkün mü? İşte iş yerinde mutluluk için Stibel’den yedi basit öneri…
1- Gülümseyin: Gülmenin mutlulukla doğrudan bir ilişkisi vardır. Bu ilişki bir korelasyonla başlamış olabilir ancak beyin zaman içerisinde ikisi arasında bağlantı kurar. Yüzünüze kocaman, güzel bir gülücük oturtun ve negatif bir şey hakkında düşünün. Ya gülmeyi bırakacak ya da olumsuz düşünceyi aklınızdan atacaksınız.
2- Endişelenmeyi bırakın: Endişe insanlığa en faydalı duygulardan biridir. Öngörü, planlama ve tahmin yeteneğinin arkasında endişe duygusu yatar. Endişeleniriz çünkü henüz gerçekleşmemiş bir olay belirsizdir ve endişe duygusu o işi nasıl ele alacağımızı düşünmeye başlamak için bizi teşvik eder. Ne var ki ruhsal birçok hastalığın tetikleyicilerinden biri de endişe. Sorun, örneğin ekonominin gidişatı gibi kontrolümüz dışında gelişen olaylarla ilgili çok fazla endişeleniyor olmamızda. Bugünlerde endişelenecek çok konu olduğu bir gerçek. O yüzden derin bir nefes alın ve küçük şeylerle ilgili endişelenmeyi bırakın.
3- Mola verin: Özellikle gelişmiş ülkelerde insanlar çok fazla çalışıyor. Fazla çalışmak çağın “bilgi işçileri” için ters tepen, amaca zararlı bir durumdur. Bu kişilerin bitkin düşecek kadar çok çalışması onlardan verim almaya çalışmanın en kötü yoludur. Mola vermek düşünüp taşınmak ve kendini dinlemek için iyi bir fırsattır ve böyle zamanlarda en iyi fikirler, en derin içgörüler açığa çıkar. Öğle yemeklerinin mutlaka ofis dışında yenmesi konusunda ısrar ediyorum. Adına ‘siesta’ ya da mini tatil deyin, fark etmez. Tek başına bu bile daha mutlu olmak için oldukça işe yarıyor.
4- İşleri farklı yöntemlerle yapın: Birçok çalışan için sorunun bir parçası da can sıkıntısı ve bıkkınlıktır. Ofisten girdiğimiz andan itibaren defalarca aynı şeyleri yaptığımız bir rutine sıkışmış gibiyiz. İşleri farklı yollardan icra ederek heyecan ve hevesinizi yeniden kazanabilirsiniz. Her adımı, öğrenmek, büyümek ve kendinizi zorlamak için atın. Daha fazla sorumluluk alın ve daha önce becerebileceğinizi tahmin etmediğiniz yeni bir şeyler yapmayı deneyin. Eğer sorumluluklarınız esnekliğe çok fazla müsaade etmiyorsa var olan sorumluluklarınıza farklı bir yaklaşım getirmeyi deneyin.
5- Yönetmeyi bırakın liderlik yapın: Eğer yönetim ekibindeyseniz çalışanlarınızı motive ve teşvik etmenin yollarını bulmalısınız. Ama nasıl? Beyinlerini esnetin. Onlara daha fazla sorumluluk, karar verme gücü ve özerklik vererek ekibinizi güçlendirin. Kapsayıcı olun ve onları süreçlere dahil edin. Şirketin genelinde neler olup bittiğini çalışanlarınıza açıklayın ve onlara yaptıkları işin, şirketin genel operasyonunu nasıl etkilediğine dair daha geniş bir perspektif verin.
6- Delege edin: Küçülme dönemlerinin en yıkıcı ve ters tepen yan etkilerinden biri de korkudur. Çoğu yönetici kendilerini kullanım dışı bırakacağı korkusuyla kontrolü elden bırakmaktan korkar. Eğer böyle düşünüyorsanız çoktan devre dışı kalmışsınız demektir. Kontrol etmek fiziksel ve ruhsal sağlığınız için kötü olması yanında işin kendisi için de kötüdür. En iyi liderler kendilerinden daha iyi, daha akıllı ve yetenekli insanlarla çalışmayı tercih eder.
7- Eğlenin: Eğer yaptığınız işi beğenmiyorsanız o işi yapmayı bırakın. Hayat eğlenceyi bir kenara atmak için çok kısa. Sevdiğiniz işi yapmalı ve onu sevmekten vazgeçmeye başladığınız an başka bir işe yönelmelisiniz. Bu ekonomik ortamda bile eğer yaptığınız işte iyiyseniz ve üstelik o işi yüzünüzde bir gülümseme ile icra edebiliyorsanız her zaman sizi talep eden şirketler olacaktır.
İşinize odaklanın
Bir işe ne kadar odaklanırsanız o kadar iyi yaparsınız. Enerjisini geçmişe ve geleceğe dağıtanlar, yaptıkları işi zorlaştırırlar.
Zihnini toparlayarak, yaptıkları işe odaklananlar saniyelerini verimli şekilde kullanırlar.
İşin üzerinde yoğunlaşamayan zihin, pek fazla fayda sağlayamayacaktır.
Geçmişin elemlerini ve geleceğin endişesini bırakarak şu an yaptığınız işe odaklanmak, performansınızı arttırır.
Dikkatleri üzerinize çekin
Yetenekli, çalışkan ve başarılı birçok insan, dikkatleri çekip, öne çıkmayı başaramadıkları için, hayatları boyunca gölgede yaşamak ve ikinci planda olmak zorunda kalırlar.
Sürekli keşfedilmeyi ya da başkaları tarafından farkedilmeyi beklerler, ama kendilerini öne çıkaracak adımları nasıl atacaklarını bir türlü bilemezler.
Eğer siz, farklı davranmak istiyorsanız aşağıdaki önerilere kulak verin..
1- Öne çıkmaya tam olarak karar verin.
2- Doğru zamanda doğru soruyu sorun.
3- Bazen ilgi ile dinlemek, yüzlerce güzel sözden daha etkili olabilir.
4- Başkalarının taleplerine karşılık kendi isteklerinizi öne sürün. Bir anlaşmaya varmak boyun eğmekten daha iyidir.
5- Birisinden beklediğiniz şeyi elde edebilmek için, ona, ihtiyacı olan şeyi vermelisiniz.
6- Kimsenin düşünmediği ve aklına dahi getirmediği yöntemleri deneyin.
7- Düşüncelerinizi ama, eğer, aslında gibi engel ifadeleriyle kısıtlamak yerine, hiç çekinmeden direkt olarak dile getirin.
8- Olağan şeyleri bile büyük bir satış markası haline getirin.
9- Yazılı sözlerin önemini gözardı etmeyin.
10- Bir kimseyle ilgili ne kadar çok ayrıntı bilirseniz, onu o kadar çok etkileme şansına sahipsinizdir.
11- Etkilemek istediğiniz kişiyi, onun kazanması kesin olan yarışmalara teşvik edin.
12- Hatalarınızı çekinmeden itiraf edin ve bunu en büyük rakibiniz sizi teselli edene kadar sürdürün.
13- Başkalarını etkilemenin en önemli kuralı yerinde ve doğru zamanda vazgeçebilme becerisini gösterebilmektir.
İstemek

Bizi harekete geçiren temel duygu “istek”tir. Hareket enerjimizi istek duygusundan alırız. Zorluklar olmadan başarı olmaz. Aşılmaz gibi görünen zorluklar karşısında pes etmemek isteğimize bağlıdır. Arzularımız zorlukları kolaylaştırır, karamsarlık düşüncesini, ümit düşüncesiyle değiştirir. Arzu ettiğimiz ölçüde çaba sarfederiz. Ne kadar istiyorsak o kadar verilir. İstemenin sınırı yoktur..
Hedef belirlemek
Hedefinizi belirlerseniz başarı yolunuzu çizmiş olursunuz.
Tüm yapmanız gereken; doğru olduğuna inandığınız yolda, sağa sola sapmadan doğru bir şekilde ilerlemektir.
Aklınız, kalbiniz ve çevreniz size bu yolda eşlik edecektir. Kendi yolunuzu çizmediyseniz başkasının size bir rota sunmasını beklemeyin.
Rotanızı belirlemediyseniz sürükleneceksiniz.
Hedefinizi belirlediğinizde beyniniz hedefinize odaklanacak, uykularınızda dahi sizi hededefinize ulaştırmak için çabalayacaktır.
Beyniniz aldığı mesajları hedefleriniz açısından değerlendirir. Bu sayede fırsatları yakalamış olursunuz.
Kalbiniz de size yardım edecektir. Gerçek başarıyı elde etmek yapılan işi sevmeye bağlıdır.
Kalbiniz hedeflerinizi size sevdirerek daha fazla çaba göstermenizi ve bundan zevk almanızı sağlar.
Hayatınıza anlam katacak hedefler bulursanız, yaşamdan zevk alacaksınız.