Logolar ne kadar önemlidir?

Logoların tarihi tahmin ettiğimizden de daha eskiye dayanıyor. Logolar binlerce yıldır bizimle beraberler. Bir Babil kil tabletinde, bir ayakkabıcı ile bir melhem satıcısının MÖ 3000 yılına ait yazıtları yer alır. Roma alayının da logoları vardı. Orta Çağ’da şövalyeler kalkanlarına dükalıklarının amblemlerini yapıştırırlardı. Silahlarının üstünde ibikler ve tüyler bulunurdu. Ama herbirinin anlamı farklıydı. Büyük savaşların yaşandığı yerlerle veya insan isimleriyle ilgiliydiler.
Görsel sembole yanlış bir şekilde olduğundan daha fazla değer verilir. Oysa markanın gücü isme dayanır, sembole değil. İsimleri olmadan çok az logonun tanındığını söyleyebiliriz. Bir elin parmaklarınız geçmez belkide. General Electric’in monogramı, CBS’nin gözü veya Mercedes’in üç noktalı yıldızı gibi logolara milyonlarca dolar harcandı. Bu sembollerin yerleşmesi yıllar sürdü. İsimsiz bir amblemin ayakta kalma şansı yok denilebilecek kadar düşüktür.
Logo seçiminde dikkat edilmesi gereken en önemli unsur rahat okunabilirliktir. Abartılı harfler veya tasarımlar okunabilirliği engeller. Ne kadar cezbedici olursa olsun okunabilirliği olmayan logo pek birşeye yaramayacaktır.
Logo tasarımında bir diğer faktörde biçimdr. İki gözünde en iyi şekilde görebilmesi için logo dikdörtgen olmalıdır. Çok fazla yatay veya çok fazla dikey olması rahat okunmasını engeller. İnsanların yaptığı en büyük hata güçlükle okunabilen logolara izin vermektir.
Renk seçimi de başka bir faktördür. Kırmızı, yeşil ve turuncu gibi sıcak renkler dikkat çeker. Yüksek enerjileri vardır ve satış için iyidir. Mavi, soğukkanlı ve muhafazakardır. Pek fazla dikkat çekmez, mat ve kurumsaldır. Siyah ve altın renkleri üst sınıflara hitap eder. Açık renkler genellikle resmi olmayan, canlı renklerdir.
Bazı renkler marka kimliğinin bir parçası haline gelmiştir. Pepsi mavi, Kodak sarı, Fuji yeşil, UPS kahverengidir. Renk markanın kimliğini teşhis etmek için güçlü bir yol olabilir ancak rakibinin rengini almadığından emin olmalısın.